Göç, Yoksulluk ve Çocuklar

November 4, 2009, Posted by admin at 1:24 pm

Toplumlarda yaşanan göç hareketliliği beraberinde bir takım sorunlar getirmekte ve toplumların dinamizmini önemli oranda etkilemektedir. Toplumsal bir hareketlilik ve yer değişimi olarak ortaya çıkan göç olgusu, toplumların kentsel yaşamından; dil, kültür, ekonomi, sosyal hayat vb. alanda yansımasını bulmaktadır. Bu anlamıyla ülkemizde yaşanan iç göç ve zorunlu göç, toplumsal bir gerçeklik olarak karşımıza çıktığı kadar getirdiği yükümlülüklerin ağırlaşmasıyla birlikte çözüm bekleyen bir sorun olma niteliği de taşımaktadır. Çünkü göç olgusu, etkilediği yeni yaşam alanının da ekonomik, sosyal ve kültürel hayatını direkt etkilemektedir.

Göç, göçe maruz kalan insanların üretim biçimlerini kökten değiştirmekte, başka bir kentin sosyal, kültürel ve ekonomik yaşamına entegre olmaya zorlamaktadır. Bu da beraberinde ciddi sorunları getirmektedir. Üretim şekli eski yaşam bölgesi için yeterli olurken yeni yerleşim yerindeki üretim şekline yabancılık, adaptasyon sürecini olumsuz etkilemekte ve bu durum adaptasyonu sürecinin daha uzun bir zaman almasına sebep olmaktadır. Zorunlu göç, kişilerin isteği dışında bir anda gerçekleştiğinden dolayı da hazırlıksız yakalanan aileler metropollerde oldukça zorlanmakta ve bu durum büyük ekonomik sıkıntılara yol açmaktadır. 2007 yılında Başak Kültür ve Sanat Vakfı’nın yaptığı bir alan araştırması olan Ses-Çık araştırma verilerine göre; Zorunlu göç eden ailelerin % 77.6’sının göçten önce tarım ve hayvancılıkla uğraşmakta olduğu görülmektedir.1 Geçimini bu yolla sağlayan aileler ise bu üretim şeklinden kopmakta, göç ettikleri yeni kentte vasıfsız olarak yeni bir iş alanı bulana kadar hayatlarını devam ettirmektedirler. Bu süreç ise hem zorlu hem de yoksulluğun kaçınılmazlığı anlamına gelmektedir. Sonuç olarak zorunlu göç yoksulluğa neden olmaktadır ve göçün getirdiği problemlerin aşılmaması da yoksulluğun derinleşmesi anlamına gelmektedir.

Yoksulluk; sağlık, beslenme, eğitim, kültür, sosyal yaşam, günlük ihtiyaçların karşılanması ve daha birçok yönüyle hayatı olumsuz etkilemekte ve bu alanlardan faydalanmayı sınırlamaktadır. Çocuklar için ise bu durum çok daha elzem bir hal almaktadır. Gelişim yani çocukluktan yetişkinliğe geçiş süreçlerini sağlıklı bir şekilde geçirmeleri, kişisel gelişimlerini tamamlayabilmeleri, kendi kişiliklerini bulabilmeleri ve özgüven duygularının pekişebilmesi için kendilerine gerekli olan her türlü ihtiyacın karşılanması oldukça önemlidir. Fakat göç alan yerleşim alanlarına bakıldığı zaman bu sorunların hala çözülemediği, oldukça zor şartlarda bir yaşam sürdürmek zorunda kaldıkları görülmektedir. Bu zor şartlar çocuklar üzerinde de psikolojik bir baskıya yol açmakta ve çocuklar kendilerini evin geçimine katkı sunmak zorunda hissetmektedirler. Bu da çocukları eğitim yaşamından koparıp sağlıksız koşullarda çalışmaya itmektedir. Özellikle de sigortasız çalıştırılmaları güvencesi olmayan bir yaşam anlamına gelmektedir ki kız çocuklarında 13-18 yaş grubunda sigortası olmayanların oranı %96.8, erkek çocuklarında  %98.42 olmaktadır. Bu verilerin çok yüksek olması sorunun ciddiyetini daha da arttırmaktadır.

Eğitim yaşamından kopma ya da iş yaşamıyla birlikte öğrenim hayatına devam etme durumu çocukların üniversiteye girme olasılıklarını daha da aşağıya çekmektedir. Ses-Çık Projesi araştırma verilerinden örneklendirerek yola çıkacak olursak: 13-18 yaş grubu arasındaki gençlerin %47.8’i eğitimine devam ederken, %29’u çalışmakta, %2’si ise hem okuyup hem çalışmaktadır. Eğitim çağında olup okula gitmeyen ve çalışmayanların oranı ise %14 dür. Eğitim çağından büyük olup, çalışmayanların oranı ise %6.7’dir. Kız çocuk erkek çocuk arasındaki fark özellikle çalışmayan ve okula gitmeyen grupta göze çarpmaktadır. Ailelerde okula gönderilme önceliğinin erkeklere tanındığı ve ailelerin genç kızları çalıştırmayı tercih etmedikleri gözlemlenmiştir.3

Yoksulluk çocukları bu anlamıyla her açıdan etkilemektedir. Bir ailenin ekonomik yapısının temelden sarsılması tüm aile fertlerinin yaşamlarında ciddi değişimler meydana getirmektedir. Ailenin yoksullaşması çocukların da yoksullaşması denkliğinden hareketle ihtiyaçları karşılanamayan çocuklar en çok sokağa düşme riski taşıyan ve sokakta çalışan çocuklar olmaktadır. Bu açıdan çocukların yoksullaşması demek sokağa düşme riski taşımaları, eğitimden kopmaları, sağlıksız beslenmeleri, sosyal hayattan kopmaları, geleceğe dair bir umut taşımamaları anlamına gelmektedir.

Göç eden ailelerin büyük bir kısmı kalabalık bir aile nüfusuna sahip olmaktadır. Kalabalık ailelerde yaşayan çocuklar ise öğrenim hayatlarında yeterince başarılı olamamakta, sosyal uyumsuzluk yaşamakta bu da çocukların psikolojik durumlarını önemli oranda etkilemektedir. Yine bu aile yapısı, ekonomik sıkıntıların tetiklemesi ve yaşadıkları travma ya da ruhsal sıkıntıların da çocuklara yansıtılması ile aile içi şiddetin artması sonucunu doğurabilmektedir. Yeni bir yaşam tarzı ve kültürel yapıya adapte olmaya çalışan bu ailelerin çocukları toplum içerisinde zaman zaman ötekileştirilmekte, dışlanmakta ve bu da çocuk ve gençlerin kültürel bir çatışmaya ya da kimlik arayışına girmelerine yol açmaktadır. Bu çocuklar ya kendi kimliğine daha sıkı sarılmakta ya da bundan uzaklaşmaktadır. Bu ikilemi yaşayan çocuklar ise daha büyük öfke ve şiddet eğilimi taşıyabildikleri gibi özgüven sorunu, sosyal iletişim bozukluğu vb. problemler de yaşayabilmektedirler.

Sonuç  olarak yoksulluk çocukların kişisel gelişimini olumsuz yönde etkilemekte ve bu durum göç olgusunun getirdiği problemlerle beraber daha da derinleşmektedir. Yoksulluk fırsat eşitsizliğine yol açmaktadır. Fırsat eşitsizliği ise çocukların sahip olması gereken yaşamsal ihtiyaçların yoksul çocuklar için geçerli olmaması anlamına gelmektedir. Göçün yol açtığı yoksulluk; çocukları varoşlarda, kent merkezinden uzak, kentin çeperlerinde yaşamaya ve birçok olanaktan faydalanmamasına neden olmaktadır. Çocuklar risk altında yaşamakta ve yaşam şartlarının zorluğu bu çocukları dezavantajlı bir hale getirmektedir.

Çocukların içinde yaşadıkları bu durum öncelikli olarak ailelerin sosyal ve ekonomik yaşamlarının düzeltilmesinden ve göçe kaynaklık eden nedenlerin ortadan kaldırılmasından geçmektedir. Yoksullukla mücadelede kuşkusuz en çok faydalananlar çocuklar olmaktadır ve bu konuda kaydedilecek gelişmeler çocuklar için risk önleyici olacaktır.

Sosyolog Ayşe Tepe
Başak Kültür ve Sanat Vakfı

Comments are closed.

Leave a Reply