MEDYANIN ROLÜ VE YAPILMASI GEREKENLER

Posted by admin December 18, 2009, under Duyurular | No Comments

I. OLANAKLAR

Medya, çocuklara yönelik risklerin fark edilmesinde yararlanılabilecek önemli bir iletişim aracıdır. Çocuklara yönelik riskler haber konusu olabilir veya bazı haberler çocuklara yönelik riskleri ortaya çıkartıcı nitelikte olabilir. Aynı zamanda “çocuk gerçeğini” dikkate alan bir bakış açısına sahip olduğu takdirde izleyicinin/okuyucunun çocuklara yönelik risk faktörlerini doğru algılamasını sağlama özelliği de bulunmaktadır. Bunun için sahip olduğu olanaklar şunlardır:
1. Haber dili
2. Haber yöntemi
3. Programlar
4. Son zamanlarda, bazı yazılı medya organlarında çocuk ile ilgili sosyal sorun ve olumsuz haberlerin aynı sayfada toplu olarak verilmesi, bu konuyla ilgili bir bilinç gelişimi örneği olarak ele alınabilir.
5. Medya tek başına eğitim aracı olmamakla birlikte; toplumsal algı ve bilincin yükseltilmesini, etkileşim modelleri oluşturulmasını, yanlış yargıların ve ön yargıların kırılmasını sağlama potansiyeline sahiptir.

II. YAPILMASI GEREKENLER

Haber dili ve haberin veriliş biçimi, okur ya da, toplum tarafından sorunun anlaşılmasına veya çözümlenmesine aracı olmadığı gibi sorunun tüketilmesine dönük; öfke boşaltacak veya öfke yaratacak biçimdedir. Aynı zamanda medya araçlarının algısı homojen olmayan bir hedef kitlesi olduğu ve bu araçları kullananlar haber dilini bu durumu göz önüne alarak oluşturmadığı için, haber farklı alt gruplarda algı bozukluğuna uğrayabiliyor veya başlangıçta haberin verilmesinde var olan amaç hedefine ulaşmıyor. Bu nedenle medyanın sahip olduğu olanağı çocuklara yönelik riskleri erken fark etmek ve bertaraf etmeye odaklı çalışan bir mekanizmanın parçası olarak kullanabilmesi için yapılması gerekenlere dair öneriler aşağıda yer almaktadır:

1. Haber, magazin, spor vb. programlarda dil estetik açıdan (Türkçe’nin doğru kullanılması ve düşünsel bilgi içermesi açısından), çocuğun gelişimini dilsel, sosyal ve ruhsal açıdan, olumlu yönde etkileyecek şekilde kullanılmalıdır.

2. Çocukların, haberin içerisinde haberin öznesiymiş gibi gösterilmek istenirken aslında nesneleştirilmekte olduğuna dikkat edilmeli ve bu engellenmelidir.

3. Çocukların kavramsal olarak ötekileştirilmesine neden olan damgalayıcı, dışlayıcı yayın yapılmamalıdır.

4. Korunmasız veya savunmasız durumda olan çocuklar için medyada tinerci çocuk, sokak çocuğu, suçlu çocuk gibi tanımlar kullanılmamasına ve bu suretle damgalanmalarına özen gösterilmelidir.

5. Medya çalışanları, hem internette hem de televizyonda çeşitli programlarda; bir çocuğun başından geçenleri ayrıntılı olarak yer vermenin, öykünmeye ya da bu bilgilerin kötü niyetli kişiler tarafından kullanılmasına ya da çocuğun iradesi dışında bunların film senaryosu vb. yöntemlerle görselleştirilmesine neden olabileceğini dikkate almalı ve bu bilgileri yayınlamamaya özen göstermelidir.

6. Medyada ürün reklamları kadar etkili olan konusal reklamlar içinde, sosyal sorunları ele alan bir reklam türü olarak sosyal reklamlar, çocukla ilgili istismarları önleme açısından önemli bir işleve sahiptir. Bu nedenle SOSYAL REKLAM denen iletişim türünün bu alanda kullanılması gerekir.

7. Özellikle TV kanallarından sunulan bazı “aile programları”, aile sorunlarını çözme rolünü üstlenmektedirler. Bu rol, programı hazırlayanların kendilerine biçtikleri yetki ile sorunu orada ve özüne ulaşmadan sonuçlandırma üzerine
biçimlendirilmiştir. Bu tür sorunlarda medyanın üstlenmesi gereken rol sorunu çözmek değil; görünebilir ve tartışılabilir hale getirmek olmalıdır.

8. Reklam, magazin, açıkoturum, dizi film, eğlence, spor ve çocuk programlarında, çocukların kendilerini özdeşleşebilecekleri ve olumsuz rol modelleri olmamalıdır.

9. Medyanın çocukla ilgili bilgileri yayınlarken gerekli duyarlılığı göstermemesi; çocuğu, sadece haber olgusu olarak nitelendirmesi, bu haberlerdeki sosyal sorumluluğunu görmemesi çocukları risk altına itmektedir. Haberler dahil olmak üzere bütün programlarda risk altında ve mağdur konumundaki çocukların çevrelerince tanınmalarını önleyici biçimde yayın yapılması, çok önemli bir risk önleyici faktördür.

10. Medya kamuoyu ve toplum kültürünü biçimlemede, tartışılmaz bir etkiye sahip olduğundan, medya çalışanlarının çocuklara yönelik risklerin bilincinde ve duyarlı olmaları önemlidir. Çocuklara yönelik risk alanlarına ilişkin haberlerin veriliş biçiminin ayrı bir istismara dönüşmemesi sağlanmalıdır.

11. Mevcut yapı çocuk odaklı habercilik anlayışı bakımından analız edilmeli ve ihmal ve istismar önleyici çalışmaların, medya ile uzun ve kısa vadede nasıl yönlendirilebileceği araştırılmalıdır.

III. ENGELLER

“Çocuğa pardon olmaz!!!”

Özür dilenmesi veya yapılan hatanın düzeltilmeye çalışılması, bu hataya maruz kalan çocuk üzerindeki olumsuz etkiyi silmek için yeterli olmamaktadır. Bu nedenle medyada çocuklara yönelik programlar yapılırken, onların gereksinimlerinin gözönünde bulundurulmasının yanında, çocuk ihmal ve istismarını önlemede medyanın rolünün önemine uygun biçimde hareket etmesi beklenir. Bu beklentinin yerine getirilmesi önündeki engellerden bazıları şunlardır:

1. “Çocuk gerçeği” nin yeterince ve gerektiği gibi dikkate alınmaması,

2. Çocukla ilgili konularda bilgi eksikliği ve bu konuların uygun duyarlılıkta ele alınması konusunda bilinç eksikliği.

 Page 5 of 23  « First  ... « 3  4  5  6  7 » ...  Last »